6 Ocak 2011

Kısa İstanbul turu... 3. Bölüm (Son)

Nargile keyfine veda edip dışarı çıktığımızda yağmur başlamıştı. Yüz adım kadar yürüyüp Beyazıt durağından tramvaya bindik.O yağmurda yürümeyi gözümüz kesmedi açıkçası. Üç istasyon sonra Aksaray'da tramvaydan indik ve yola bu sefer yürüyerek devam ettik. İstikamet Horhor... Sıra sıra kebapçıların, ciğercilerin önünden geçip Horhor caddesine girdiğimizde yağmur da iyice hızlanmıştı. Çok şükür çıplak değildik ama adamakıllı ıslanmıştık. İki "ıslak" bir hamama yakışır deyip, ahşap işlemeli tarihi kapıdan içeri daldık...

Sofular Hamamı

Sofular Hamamı'na ilk defa, bundan beş altı yıl kadar önce sevgili dostlarım Taner ve Oral tarafından götürülmüştüm. O günden beri de fırsat buldukça giderim.

Taner ve Oral'ı anınca onlar için bir parantez açmadan geçemeyeceğim. Kendilerinden ileride bu sayfalarda çokça söz edeceğimden eminim. Oral'ın sahibi olduğu ve işlettiği "361 Roof " yazlık mekanının açılışını dört gözle bekliyorum (!)

Esas konumuza dönecek olursak, özellikle yurtdışından bir arkadaşım ya da misafirim gelmişse, böyle fırsatları hiç kaçırmam, hemen soluğu burada alırım. Kumpel Ahmet ile olan turumuzu da tamamlamak için, hele böyle soğuk bir gecede, hamamdan daha iyi bir yer düşünülemezdi doğrusu.

16. yüzyıldan kalma bir yapı olan Sofular Hamamı, tarihi yarımadaya biraz uzak kaldığı için, turistlerden ziyade yerel halka ve çevre esnafına hizmet veriyor.Bu sayede fiyatları turistik Çemberlitaş Hamamı , Cağaloğlu Hamamı gibi emsallerine göre yarı yarıya daha hesaplı. Kadınlar için ayrı bir bölümü de mevcut. Çocukken belli bir yaşa kadar annemlerle bir çok kez kadınlar hamamına gitmişliğim vardır. Tabii ki biz, annelerimiz yanımızda olmadığı için bu sefer erkekler bölümünü tercih ettik...

Girişte ortasında fıskiye bulunan geniş, iki katlı bir taşlık ve çevresinde soyunma hücreleri var. Her taraf gayet temiz ve düzenli. Ortada duran kömür sobası özellikle soğuk kış günlerinde sadece süs olmaktan çıkıp, tüm mekanı gayet güzel ısıtıyor.



İçeriye girince sizi karşılayan bıyıklı, peştemalli çıplak erkek kalabalığı ilk defa gidenleri, özellikle de yurtdışından gelenleri önce biraz korkutuyor. Bu abiler buranın kadrolu tellakları... Genelde en iyi tellakların Sivas ve Tokat yöresinden çıktığı söylenir. Bu sebeple hangisi ile konuşsanız oralardan olduğunu söyleyecektir size ama, ben buna pek de inanmıyorum doğrusu. Kadınlar kısmında çalışan kadın kesecilere ise "natır" deniyor. Bu da çocukluk yıllarımdan kalma ek bir bilgi (!)




Selamün Aleyküm ! İçeri girer girmez, gelmesi beklenen hatırlı bir müşteriymişsiniz gibi kapıda karşılanıyorsunuz önce. Hemen ayakkabılar çıkartılıp, ayaklara terlikler geçiriliyor. Size, hamam sonrası içerisinde bir müddet istirahat de edebileceğiniz bir soyunma hücresi tahsis ediliyor. Hücrenin anahtarı ile birlikte bir takım peştemal içerideki döşeğin üstüne bırakılıyor. Utangaçlıktan olsa gerek, peştemalin içine şort mayo giyenlere de rastlanır arasıra. Mahcubiyetlerinden dolayı şort giymiş olan bu arkadaşlar, içeride göbek taşında herkesin kendilerine tuhaf tuhaf bakmasından dolayı, bir kat daha fazla mahçup olurlar sonrasında. Onun için siz siz olun, hamama giderseniz öyle işlere girmeyin, adam gibi peştamalınızı giyip çıkın ortaya... Hiç yüzünüzde bir gülümseme belirmesin; açıklama yapmadan geçmeyeyim... Bu, bizzat tecrübeye değil, gözleme dayalı bir tesbittir. Öyle kıllıklarım ve utangaçlıklarım yoktur Allah'tan... Yine çocukluk anılarıma dayanarak (!) kadınların bu konuda daha fütursuz olduklarını, hatta güzelliğine güvenenlerin, bunu sergilemek maksadıyla neredeyse çırılçıplak ortalıkta gezindiklerini söyleyebilirim. Kadınların bu biribirleriyle olan mücadelelerini anlamak gerçekten güç...

Neyse, biz yine erkekler kısmına geçelim. Orası daha sakin... Tahta bir kapıyı açıp hamamın içine girdiğinizde ortada geniş bir göbek taşı ve çevresinde yirmi kadar kurna ile karşılaşıyorsunuz. Biz gittiğimizde hamam neredeyse boştu. Bizden başka sadece bir kişi daha vardı içeride. Göbek taşı üzerinde bizim için hazırlanan yaygıların üzerine uzandık, hamam taslarımızı da başımızın altına yastık yaptık. Sıcaklık hissedilir derecede yüksek. İçeride bir de daha da sıcak halvet odası var ki, oraya girmeyi benim gözüm kesmiyor. Bu şekilde onbeş yirmi dakika kadar sohbet ederken ,bir yandan kemiklerinizi ısıtıyorsunuz, bir yandan da bütün kirleriniz iyice kabarmış oluyor (!)

Hiç bitmesini istemeyeceğiniz bu güzel dakikaların ardından, varoluşun temel yasası bir kez daha işliyor... Keyifle arkadaşınızla laflarken, birden size doğru yaklaşmakta olan celladınızla gözgöze geliyorsunuz...

Burada öyle köpük şovlar filan yok. Bir elense; Küt ! kendinizi yüzüstü yerde buluyorsunuz... Bundan sonrası artık tellağın insafına kalıyor. Tırpan, boyunduruk, künde, kazık... bildiği bütün numaraları üzerinizde uyguluyor. Bir yandan da, keseyi vurdukça derinizden çıkan parmak kalınlığında kirlerin mahcubiyetiyle iyice sesiniz çıkmaz oluyor. Sessiz ve kaderine teslim olmuş bir şekilde kendinizi tellağın ellerine bırakıyorsunuz...

Yaklaşık on dakika süren bu boğuşmanın ardından, bütün kemikleriniz kütürdetilmiş, derinizden bir okka kir ve ölü katman sıyrılmış, pelte gibi gevşemiş bir halde... beş yaşında bir çocuğun şımarıklığıyla " Bi daa yap ! Bi daa yap! " demek istiyorsunuz, ama bu sefer de halsizlikten sesiniz çıkamıyor. Artık çok geç, keyfini çıkarsaydın...

Ardından bir güzel sabunlanma faslı ve hatta devamında bir de kurulanma merasiminden sonra, bir anda kendinizi o en baştaki serin taşlıkta, havlulara sarınmış ve hülyalara dalmış halde buluveriyorsunuz... Elinize bir bardak çay tutuşturuyorlar, bir de sigara... Bana ne oldu ? Ben bugüne kadar yaşıyor muydum ? Yeniden mi doğdum?... anlamaya çalışıyorsunuz...

Şu an size anlatırken bile içim geçmiş ve hemen yarın tekrar hamama gitmeye niyetlenmiş olduğum için bu huşu halinden çıkıyorum ve dünyaya dönüyorum... Sadece hamamdan faydalanmanın, kendi başınıza yıkanmanın bedeli 20 TL. Kese için tellağa 20 TL, bahşiş 10 TL , adam başı toplam 50 TL'ya çıkıyorsunuz. Aynı hizmetin, bu kalitede olacağından şüphe etmekle birlikte diğer turistik hamamlarda adam başı 100 TL civarında olduğunu söyleyebilirim.

Hamama daha erken bir saatte gelirseniz, hamam keyfinin ardından, gelirken önünden geçmiş olduğumuz kebapçılardan birine girip karnınızı doyurmak pek bir keyifli olur. Benden söylemesi...

Sanırım en keyifli kısmı bu olduğu için kısa İstanbul turumuzun bu son faslını biraz uzattık, kusurumuza bakmayın. Sofular Hamamı'nı saat onbirde, tam kapanma vaktinde terkettik. Yine Aksaray'dan tramvaya bindik. Ahmet, Sultanahmet'te indi ve oteline gitti. Eminim o gece çok iyi bir uyku çekmiştir kendisine. Ben de aynı tramvayla Karaköy'e kadar devam ederek, 11:30'daki son Kadıköy vapuruna yetiştim. Hemen kıç taraftaki yerimi aldım ve bir sigara yaktım. Mutlu bir adamdım...

SON

1 yorum:

  1. evet... Tavsiye edilir dün oradaydım ve fark ettimki 34 yaşında ilk defa banyo yapmışım :)))

    Gökhan Kürşat UYSAL

    YanıtlaSil

Yorum yazarak bize destek olabilirsiniz !