22 Ekim 2010

Haydaaa.... Atilla Maydaaa !

Bakırköy'de oturduğumuz çocukluk yıllarımda, evimizde televizyon olmasına karşın sıklıkla radyo da dinlenirdi. Özellikle beraberce yapılan Pazar kahvaltılarında bir yandan da radyodan TRT'nin Pazar Sabahı programını dinlemek adettendi. Söyleşi ve müzik içerikli programın bir bölümünde sunucu muhakkak tüm saz heyetini isimleri ile dinleyicilere takdim eder ve en sonunda da ritm saz üstadının adı ile "...ve Atilla Mayda " şeklinde takdimini bitirirdi. Yolda görse kimse tanımayacak olsa dahi, Atilla Mayda o yıllarda çok meşhur bir şahsiyetti. Ve yine o yıllarda birisi "Haydaaa ! " şeklinde bir nidada bulunduğu vakit, kendisini hemen "Atilla Maydaaaaa..." şeklinde tamamlamak çok sık yapılan bir espriydi. Bu sabah vapurda orta yaşın üstündeki iki arkadaştan ne zamandır duymadığım bu şakalaşmayı duymak pek bir hoşuma gitti. Ben de ne zaman birisinin "Haydaaa ! " dediğini duysam, zat-ı muhteremin ismi dilimin ucuna gelir, babamın zevkle bu cevabı tamamlayan sesi kulağımda çınlar; ancak ve ancak karşımdaki kişi belli bir yaşın üstündeyse ve ortam da buna müsaitse arada bir ağzımdan kaçırır, sıklıkla ise kendi kendime içimden söyler gülümserim. ( Foto : Sağ başta Sn. Atilla Mayda )


Yine aynı dönemin bir diğer ünlü ritm saz üstadı ise Güngör Hoşses idi. Atilla Mayda'dan farklı olarak daha ziyade canlı gazino programlarında dönemin ünlü şarkıcılarının arkasında sanatını icra eden Güngör Hoşses'in alameti farikası ise, programın bitişinde darbukasının derisini ayakkabısının topuğu ile patlatması, akabinde darbukayı kafasına geçirerek, sahneyi o vaziyette komik adımlarla ve seyircilere el sallayarak terketmesiydi. Bendenizin de dönemin ünlü gazinoları Maksim, Taşlık Şale, Aşiyan ve Lalezar'da, bir kaç kez çocuk gözlerimle bu mini şova tanıklık etmişliğim vardır. Her iki ustayı da buradan saygı ile selamlıyorum...


Eski gazinolardan bahsetmişken sevgili babamın aziz hatırasına bir kaç resim de bizden...





20 Ekim 2010

Bir zamanlar Kadıköy ...

Dünya bozuldukça  eskiyi daha çok özlüyor insan... Hiç yaşamadığımız  günlerin,  hiç gitmediğimiz yerlerin, hiç  tanımadığımız güzel  insanların özlemi  ile duygulanıyoruz.

16 Ekim 2010

Mutlu bir akşam...

Dün akşam sevgili arkadaşım Serra'nın Ortaköy Feriye Restoran'daki düğünündeydim. Serra'ya ve eşi Andrea'ya ömür boyu mutluluklar diliyorum. Bu arada Ortaköy Camii ile aramızda geçen hafta filizlenen aşk, doludizgin devam ediyor...




10 Ekim 2010

Biz de gurme olduk (!)

Türk Hava Yolları'na ve daha bir çok havayolu şirketine catering hizmeti veren Do&Co'nun Yeşilköy'deki tesislerine bir ziyaret. Enfes yemeklerin tadı damağımda kaldı... Akşamında Avusturya ve İsviçre'den gelen davetlilere Hyatt Regency otelde verilen yemekte, seneler sonra ilk kez smokin giyme fırsatı buldum. Böyle yemeye ve kilo almaya devam edersem bir daha da içine giremem herhalde. Do&Co'dan sonra Hyatt Regency'nin yemekleri çok yavan geldi...




9 Ekim 2010

Boğazda yağmurlu bir gece...


"Keyif" teknesinin sahibi Barbaros'a, işletmecisi Altan'a ve Yaşar Kaptan'a bu güzel gece ve eşsiz sohbetleri için sonsuz teşekkürler.